Özgürlük ve hukuk arasındaki bağlantı çok açık ve güçlüdür. Özgürlük isteyenlerin güç aldığı ana kaynaklardan biri hukuktur. İlk çağlardan beri insanlar; özgür olabilmek için başka bir insanın değişken, önceden bilinemeyen ve keyfî iradesi tarafından değil yasalar tarafından yönetilmek gerektiğini kabul etmiştir.
Ancak yasalar tarafından yönetilmek özgürlüklerimiz için her zaman yeterli koruma sağlamayabilir. Eğer yasalar, yasa koyucunun dilediği her buyruğu kapsayacak kadar genişlerse, özgürlük yerini kulluğa terk edebilir.
Sadece yasaların varlığı keyfilikten kurtulmaya yetmediği için, yasaların üstünde ve onlara meşruiyet kazandıran, her yerde ve her zaman geçerliliği olan değerler gerekir. O da temel insan hakları ve özgürlükleridir.
Birey, insan olmaktan kaynaklanan vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahiptir. Bireyin doğal hakları yasa koyucunun üstündedir. Hiçbir iktidar, bireyin temel hak ve özgürlüklerini ihlal eden yasalar çıkaramaz.
Devletin en temel amacı, eşit yurttaşların vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklerini korumasıdır. Ve bu, hukuk devletinin en temel görevidir.
Devlet, toplumun dışında ve üstünde, kendi başına belirlediği amaçlar güdemez. Türkiye’nin Sesi Partisi, yasama meclisinin çıkardığı yasaların ve hukuk sisteminin işleyişinin, eşit yurttaşların vazgeçilmez temel hak ve özgürlükleri anlayışı üzerine inşa edilmesini sağlayacaktır.
Yasama, yürütme ve yargı gücü devlete aittir. Temel hak ve özgürlükler, güçler ayrılığının sert bir biçimde uygulanması ile sağlanır.
Devlet hukukla sınırlıdır. O nedenle demokratik devletin olmazsa olmaz koşulu, siyasi iktidardan ve başka her türlü dış etkenden bağımsız, adil ve etkin işleyen yargıdır.
Toplumun bütünlüğü barış ve adaletle sağlanabilir. “Hukukun üstünlüğü” ilkesi, hukukun amacı olan adaletin tesisi için temel ilkemizdir. Türkiye’nin Sesi Partisi yönetiminde devletin kırmızı çizgisi adalet olacaktır.
Özgürlük ve hukuk arasındaki bağlantı çok açık ve güçlüdür.
Özgürlük isteyenlerin güç aldığı ana kaynaklardan biri hukuktur. İlk çağlardan beri insanlar; özgür olabilmek için başka bir insanın değişken, önceden bilinemeyen ve keyfî iradesi tarafından değil yasalar tarafından yönetilmek gerektiğini kabul etmiştir.
Ancak yasalar tarafından yönetilmek özgürlüklerimiz için her zaman yeterli koruma sağlamayabilir. Eğer yasalar, yasa koyucunun dilediği her buyruğu kapsayacak kadar genişlerse, özgürlük yerini kulluğa terk edebilir.
Sadece yasaların varlığı keyfilikten kurtulmaya yetmediği için, yasaların üstünde ve onlara meşruiyet kazandıran, her yerde ve her zaman geçerliliği olan değerler gerekir. O da temel insan hakları ve özgürlükleridir.
Birey, insan olmaktan kaynaklanan vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahiptir. Bireyin doğal hakları yasa koyucunun üstündedir. Hiçbir iktidar, bireyin temel hak ve özgürlüklerini ihlal eden yasalar çıkaramaz.
Devletin en temel amacı, eşit yurttaşların vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklerini korumasıdır. Ve bu, hukuk devletinin en temel görevidir.
Devlet, toplumun dışında ve üstünde, kendi başına belirlediği amaçlar güdemez.
Türkiye’nin Sesi Partisi, yasama meclisinin çıkardığı yasaların ve hukuk sisteminin işleyişinin, eşit yurttaşların vazgeçilmez temel hak ve özgürlükleri anlayışı üzerine inşa edilmesini sağlayacaktır.
Yasama, yürütme ve yargı gücü devlete aittir. Temel hak ve özgürlükler, güçler ayrılığının sert bir biçimde uygulanması ile sağlanır.
Devlet hukukla sınırlıdır. O nedenle demokratik devletin olmazsa olmaz koşulu, siyasi iktidardan ve başka her türlü dış etkenden bağımsız, adil ve etkin işleyen yargıdır.
Toplumun bütünlüğü barış ve adaletle sağlanabilir. “Hukukun üstünlüğü” ilkesi, hukukun amacı olan adaletin tesisi için temel ilkemizdir. Türkiye’nin Sesi Partisi yönetiminde devletin kırmızı çizgisi adalet olacaktır.
Eşitlik, özgür birey ve demokratik toplum için tayin edici bir temel değerdir. Eşitsizliklerin derin olduğu toplumlarda özgürlükler güçlü olamaz, demokrasi iyi işleyemez.
Temel eşitlik talebi siyasal eşitliktir; yani yasalar önünde ve devletin işlemleri karşısında yurttaşların aynı haklara sahip olmasıdır.
Türkiye’nin Sesi Partisi tüm bireylerin eşit haklara sahip olmasının yanında, kanunlar ve yasalar karşısında hiçbir kişi, sosyal sınıf, kurum ve zümrenin farklı bir muameleye tabi olmamasının güvencesini verir. Yasalar karşısında eşitlik algısının zedeleneceği hiçbir durumun içinde bulunmaz; maşeri vicdanın kabul etmeyeceği sonuçların oluşmasına, toplumsal barışın örselenmemesi adına müsaade etmez. Toplumsal algı ve hafızada eşitsizlik ve haksızlık intibaı yaratacak hiçbir fiile karşı pozitif ayrım içinde olmaz.
Türkiye’nin Sesi Partisi, yasalar önünde ve yargı uygulamaları karşısında yurttaşların karşı karşıya kaldığı haksız ve adaletsiz sonuç üreten uygulamalara son verecektir.
İnsanlar asla aynı değildir. Eşitlik talebi, insanların aynı olduğu iddiası değildir. Sadece kadın ve erkek değil, her birey farklıdır. Sadece cinsiyet ve biyolojik olarak değil, sadece derisinin rengi veya etnik köken olarak değil; yetenekleri, hayata başlama koşulları, maddi durumu, ailesinin sosyal konumu da dâhil pek çok açıdan birbirinden farklıdır.
Eşitlik talebi, insanların farklı olduğu kabulünden başlar ve her türlü farklılıkları nedeniyle insanların hayatta karşılaştıkları zorlukların en aza indirilmesini ister.
Eşit yurttaşların hepsi aynı değere ve öneme sahiptir. O nedenle kadın ve erkek arasındaki biyolojik farklılıktan ileri gelen engeller kaldırılmalı ve cinsiyet eşitliği sağlanmalıdır.
Eşit yurttaşlar arasında her türlü toplumsal konum ve statü farklılığından ileri gelen engeller ve imtiyazlar kaldırılmalı ve sosyal eşitlik sağlanmalıdır.
Eşit yurttaşların toplum içinde yükselme ve yeteneklerini kullanma yolları herkese eşit koşullar altında açık olmalı ve fırsat eşitliği sağlanmalıdır.
Sonuç olarak toplumun sahip olduğu zenginlik adil şekilde dağıtılmalı ve iktisadi eşitlik sağlanmalıdır. Siyasal, sosyal ve fırsat eşitliğinin sağlanmış olması, toplum içinde önceden mevcut eşitsizliklerin büyük ölçüde aynen devam etmesini ve kendini yeniden üretmesini engellemeye yetmez. Bu nedenle toplum içindeki gelir ve servet farklılıklarının hakça dağılımı sağlanmalıdır.
Eşitlik, insanların farklı olduğunu reddetmediği gibi toplumda tekdüzeliği de hedeflemez. Tam aksine bireyler arasındaki farklı özelliklerin daha güçlü bir şekilde kendini ortaya koymasının yolunu açar; çeşitliliği ve çoğulculuğu arttırır. Çünkü eşitlik, bireylerin yeteneklerini ve kimliklerini geliştirme ve tercihlerini özgürce yapabilme olanaklarını arttırır. Partimiz, “eşitlik” talebini çoğulcu ve güçlü toplumun yolunu açan en hayati değerlerden birisi olarak kabul eder.
Eşitliğin aynı zamanda özgürlükleri güçlendiren bir yönü vardır. Çünkü bireyin özgür tercihlerde bulunabilmesi için sadece siyasal haklarının güvence altına alınması yetmez, aynı zamanda yeterli maddi olanaklara ve sosyal güvenceye sahip olmasını da gerektirir. Cinsiyet eşitliği, sosyal ve iktisadi eşitliğin de sağlanmasını gerektirir. Özgürlük ve eşitlik beraberce güçlü toplumun iki büyük güvencesidir. Türkiye’nin Sesi Partisi eşitlik talebini çoğulcu ve güçlü toplumun yolunu açan en hayati değerlerden birisi olarak kabul eder.
Güçlü toplumun gereği, tüm eşit yurttaşların dayanışma içinde yaşayabilme- sidir. Yurttaşların karşılıklı bağımlılığı dayanışmanın temelini oluşturur. Dayanışma tüm bireyleri ve tüm toplum kesimlerini kapsar.
Dayanışma ancak karşılıklı saygı, hoşgörü ve gönüllü beraberlik duyguları üzerinde sağlıklı bir şekilde yükselebilir. Toplumun hiçbir bölümünün dışlanmışlık ve öteki duygusu yaşamaması, dayanışma ve güçlü toplumun önkoşu- ludur.
-Fikir, İfade, Basın Özgürlüğü ve Gösteri Hakkı
Fikir, ifade ve basın özgürlüğü bir rejimin demokratik karakterini yansıtan en önemli göstergedir. Eleştiri hakkı, gösteri yürüyüşü ve protesto, objektif haber alma hakkı yurttaşların bulunduğu toplumda özgürlüklerini kullanmaları için vazgeçilmez araçlardır. Türkiye’nin Sesi Partisi olarak fikir, ifade ve basın özgürlüğünü katılımcı demokrasi için önemli görüyor; bu hakların kullanımı noktasında yurttaşlarımızın özgürce davranabileceği bir düzeni vazgeçilmez olarak görüyoruz.
Bu bağlamda,
-
Siyasetçilere yönelik hakaret içeren, şiddet çağrıştıran, onur ve haysiyet hedefli eleştiriler hariç diğer eleştiriler düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında kabul edilecek, yargının konusu olmaktan çıkarılacaktır.
-
Basın özgürlüğü mutlak anlamda korunacak; kişi haklarını tahkir eden, ırkçı, şiddeti öven veya teşvik edecek yayınlar dışında yaptıkları haberler nedeniyle yargılanamayacaklardır.
-
Gösteri ve yürüyüşler anayasal hak olup keyfi ve yasadışı gerekçelerle veya kamu güvenliği iddiası ile engellenemeyecek; anayasal hakları keyfi şekilde kullandırmayan, engelleyen yöneticiler hakkında gerekli tasarrufta bulunulacaktır.
-
Hiç kimse şiddet çağrısı veya nefret suçu işlemediği müddetçe, ne kadar aykırı olursa olsun kahir ekseriyetin katılmadığı, şok eden düşüncelere sahip de olsa bundan ötürü yargılanmayacaktır.
Düşünce, ifade ve basın özgürlüğü tüm tarafların katılımını da esas alarak hukuki altyapıya kavuşturulacaktır.
- Örgütlenme Hakkı
Örgütlenme özgürlüğü anayasal bir hak olmakla birlikte, bireylerin kendi ekonomik, sosyal ve özlük haklarını korumak için kendilerini temsil eden bir toplu yapı oluşturarak bir araya gelmeleridir. Demokrasiler siyasi parti, sendika, dernek ve vakıf gibi birçok örgütlenme biçimine faaliyetlerini özgürce yapma ve varlıklarını sürdürme hakkı sağlamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti örgütlenme özgürlüğüne yer veren uluslararası antlaşmaları usulüne uygun bir şekilde onaylamış ve iç hukukunun bir parçası yapmıştır.
Bu bağlamda örgütlenme önünde engel olan mevzuat, paydaşların da katılımıyla gözden geçirilerek yeniden düzenlenecektir. Bu düzenlemeler anayasal güvence altına alınacaktır.
- İnanç ve Vicdan Özgürlüğü
Din ve vicdan özgürlüğü, bütün inançlara eşit davranan ve inanmayanların da inanmama hakkını gözetecek şekilde devlet güvencesi altında olmalıdır. Devlet vatandaşların din ve ibadet tercihlerine müdahale edemez. Devletin görevi, eşit haklara sahip yurttaşların din ve inançlarının gereğini hiçbir endişe ve korkuya kapılmadan, her türlü baskıdan uzak ve barış içinde yaşamasını sağlamaktır.
Devlet; insanların din, inanç, öğreti ve manevi tercihlerini hoşgörü ve saygıyla karşılar. İbadetin şekli ve ibadet yeri gibi konular sadece o din ve inanç mensupları tarafından belirlenebilir. Devletin ibadethane ve mabetler için kabul ettiği hukuki statü, o inanca mensup bireylerin kabul ettiği doğrultuda olacaktır. Bu yaklaşım bütün din, öğreti ve inanç grupları için geçerlidir.
Devletin temel görevlerinden biri, din ve inanç gruplarının varlıklarını özgürce sürdürebilmesi, geleneklerini koruyup geliştirebilmesi ve örgütlenebilmesi için sahip oldukları hak ve özgürlükleri kullanmalarını güvence altına almaktır.
İnanç farklılıkları üzerinden toplumun bir kesiminin başka bir kesimiyle karşı karşıya getirilmesi hoşgörüyle karşılanamaz ve kabul edilemez.
Bu bağlamda, inanç ve vicdan hürriyetini doğru şekilde tanımlayarak her vatandaşın kendi inancını veya inançsızlığını yaşayabileceği bir yasal altyapı kurarak toplumsal barışı güvence altına alacağız.
- Ana Dili Eğitimi
Anadili, insanın doğup büyüdüğü aileden ve yakın çevresinden edindiği dildir. Kişinin toplumla oluşturduğu ilişkileri ve kişisel gelişimi belirleyen önemli bir iletişim sistemidir. Anadili sadece bir dilin kullanımı ile sınırlı olmayıp dilin sahibi olan toplumun kültür, edebiyat ve tarihinin saklandığı bir hafızadır. Bu yönüyle de resmî dil yanında vatandaşların anadilini de öğrenmelerini, geliştirmelerini ve kullanmalarını sağlamak demokratik devletin görevidir. Devletin diğer görevi de anadillerinin bilim dili olarak eğitim süreçlerinde yer almasını sağlamaktır.
Türkiye’nin Sesi Partisi, anadili taleplerini temel vatandaşlık haklarının bir parçası olarak görür. Anadilinin kullanımı önündeki engelleri kaldıracağını taahhüt eder. Anadiline dönük taleplerin karşılanması toplumsal dayanışmayı ve gönüllü beraberliği güçlendirecektir.
Ülkemizde Türkçeden farklı çok sayıda anadili vardır. Bu konuda yapılacak yasal altyapı neticesinde anadili eğitimini tüm ülke sathına yayarak anadili sahibi vatandaşlarımızın geçmiş ile gelecek arasına köprü kurmasını sağlayacağız.
– Kamu Yönetimi Anlayışımız
Kamu yönetimi anlayışımız; çağdaş, liyakat esaslı, şeffaflık ve denetlenebilirlik ilkelerine dayanmaktadır. Kamuya alımlarda ihtiyaçlar doğru belirlenerek verimlilik ilkesi ön planda tutulurken, vatandaşın ihtiyaçlarına çözüm üreten, bürokratik engelleri ortadan kaldıran ve teknolojiyi maksimum şekilde kullanan bir anlayışı hayata geçireceğiz. Etkin, kolay erişilebilir ve vatandaşların memnuniyetine dayalı bir kamu yönetim sistemi için tüm kurumları da içine alan bir reformu hayata geçirmeyi taahhüt ediyoruz.
– Merkezi Yönetim
Kamu kurumlarında siyasi iradenin atayabileceği yöneticiler üst yönetim organları ile sınırlandırılacaktır. Diğer bütün yöneticiler, fırsat eşitliği ve objektif kriterler ile oluşturulan terfi sistemi neticesinde belirlenecektir. Bu terfi sisteminde hizmet, eğitim ve yazılı sınav araçları kullanılırken, mülakat ile işe alım ve terfi mutlak surette yasaklanacaktır. Kamu çalışanı işe girdiğinde hangi koşullarda, kaç yıl sonra hangi kademeye geleceğinin kariyer planını yapabilecek ve bunun güvencesi devlet olacaktır.
– Yerel Yönetim
Yerel yönetimlerde katılımcılık ve doğrudan demokrasi araçlarını etkinleştirerek, valiliklerin denetim görevi yaptığı; karar alıcıların yerelden belirlendiği; yatırım ve ihtiyaçların yereldeki organlarca belirleneceği bir modeli esas alıyoruz. İl genel meclisleri aracılığıyla yurttaşların siyasal katılımı ve sivil toplumun da danışma ve denge–denetleme görevi gördüğü bir model için yasal altyapıyı kuracağız. Yerel yönetimlerce sunulan kamu hizmetlerinde bürokrasi azaltılacak, vatandaşların etkin ve öngörülebilir süre ve maliyetle hizmet alması sağlanacak ve vatandaşların karar alma süreçlerine katılımının önündeki engeller ortadan kaldırılacaktır.
- Siyasi Partiler Kanunu
Mevcut Siyasi Partiler Kanunu ile partiler; merkeziyetçi, lider odaklı ve üyelerin iradesini delegelere bağlayan temsili bir kurum noktasındadır. Partimiz yerel ve doğrudan demokrasi araçlarını önemsediği için partilerin üye bazlı politika üretmeleri ve siyasal katılımı üye bazlı gerçekleştirmek amacıyla Siyasi Partiler Kanununda gerekli değişiklikleri yaparak, üyelerin iradesinin parti kurulları ve başta yerel yönetimler olmak üzere TBMM’ye yansımasını sağlayacaktır. Bunu yaparken gençler, kadınlar ve dezavantajlı grupların siyasal katılımı için de gerekli hukuksal altyapı sağlanacaktır.
- Sivil Toplum Örgütleri
Türkiye’nin siyasi, ekonomik, kültürel konular başta olmak üzere tüm toplumsal sorunlarının çözümünde ve demokratik değerlerin korunmasında sivil toplum büyük bir öneme sahiptir. Sivil toplum, siyasi partiler de dâhil olmak üzere demokratik kitle örgütleri, platformlar ve tematik çalışma yürüten tüm yapıları kapsar.
Sivil toplumun, siyasetin ve idarenin tüm uygulamalarını denetlemesi doğasının gereğidir. Sivil toplum sadece karar alıcılara yönelik baskı gruplarından ibaret olmayıp; denge ve denetleme görevini de katılımcı demokrasinin gereği olarak yerine getirir.
Sivil toplumun niteliğinin artması için gerekli yasal altyapı kurularak genişletilecektir. Sivil toplum örgütlerinin demokratik değerler ve evrensel hukuk standartlarına uygun bir biçimde faaliyet sürdürebilmesinin önünü açarak, sivil toplumun karar alıcılar ve ilgili kurumlarla işbirliği sağlanacaktır.
Yerel yönetimlerden yasama organına kadar toplumsal tüm meselelerde karar alma süreçlerine sivil toplumun etkin katılımının sağlanacağı bir mekanizma geliştirilecektir.
– Sağlık Hizmetleri
Erişilebilir, sağlık altyapısını güçlendiren, hasta memnuniyetini artıran, tıp çalışanlarının özlük haklarını ve çalışma standartlarını iyileştiren politikalar tüm paydaşların aktif katılımı sağlanarak hayata geçirilecektir. Özellikle son dönemde tıp doktorları ve sağlık çalışanlarının maruz kaldığı şiddetin sürekli hâle gelmesi, kamusal hizmet standartlarının değişmesi gerekliliği kadar sağlık hizmetlerinde güvenliğe dayalı yasaların oluşturulmasını da zaruri kılmaktadır.
Sağlık hakkı her insan için aynı önemdedir; dolayısıyla özel hastaneler standardında kamu hastanelerinin donatılması ve hizmet kalitesinin iyileştirilmesi için sağlık çalışanlarının çalışma saatleri, özlük hakları ve ücretlerinde iyileştirmeler ivedilikle hayata geçirilecektir. Önleyici sağlık hizmetleri ve tamamlayıcı tıp çalışmaları desteklenecek, hasta hakları titizlikle korunacaktır.
– Eğitim Hizmetleri
Ezberci eğitim ve geleneksel yöntemler geride bırakılarak çağdaş, bireyi merkeze alan, çoğulculuğu ve demokrasiyi içselleştiren bir müfredata sahip, ihtiyaçlara cevap veren ve en önemlisi bilimsel boyutu güçlü bir model tüm paydaşların işbirliği ile ülkemize kazandırılacaktır.
Eleştirel düşünme becerisini kazanmış, teknolojiyi doğru şekilde kullanan, ilgi ve yeteneklerinin farkında olan ve en önemlisi yurttaş bilincine sahip özgür bireyler yetiştirmek eğitim politikalarımızın temelini oluşturacaktır. Türkiye’nin Sesi Partisi eğitim hakkını vazgeçilemez bir insan hakkı olarak görür ve hiçbir gerekçeyle engellenmesine müsaade etmez.
Eğitimin ideolojik amaçlar yerine toplumsal dayanışma ve yurttaşlık bilincine dayalı, temel hak ve özgürlükleri önemseyen, bilimin ve sanatın gelişimine açık bir yapıya kavuşması hedeflenmektedir. Eğitim, sosyal güvence altına alınarak, imkânı olmayan herkesin eğitim giderleri her kademede kamu kaynakları ile karşılanacaktır.
Türkiye’nin Sesi Partisi olarak iş gücü piyasasının gerekleri ve nüfus doğrultusunda kalifiye eleman yetiştiren yükseköğretim kurumlarının artırılmasını hedeflemekteyiz. Her kente üniversite politikasının sonucu olarak mezun enflasyonu yaşanmaktadır. Her kentte bulunan üniversitelerin bölge üniversitelerine bağlanarak ihtisas bölümlerinin adil bir şekilde paylaşılması sağlanacaktır.
Düşük kapasiteli vakıf üniversitelerindeki kontenjanlar minimum düzeye düşürülerek kamusal eğitimin güçlenmesine imkân sağlanacaktır. Eğitim politikalarımız bölgesel farklar ve dinamikler doğrultusunda yapılandırılarak fırsat eşitliğine katkı sağlanacaktır.
– Dezavantajlı Gruplar
Temel hak ve özgürlükleri esas almak suretiyle, dezavantajlı toplumsal grupların anayasadan doğan haklarını hiçbir baskı hissetmeden kullanabildiği, sosyal ve siyasal alana etkin bir şekilde katılmalarını sağlayacak uygulamalar tüm paydaşların görüşleri ve beklentileri doğrultusunda yapılandırılarak hayata geçirilecektir.
Dezavantajlı grupların sosyal hayata katılımı ülkemizin sosyal refahını belirleyen bir göstergedir. Bu yönüyle hem sosyal hizmet alanında hem de sosyal fonların kullanımı noktasında objektif koşullar belirlenerek politikalar yasal altyapıya kavuşturulacaktır.
İstihdam ve kamu hizmetlerine erişilebilirlik noktasında gerçekleştirilecek uygulamalar ile yaşamı birlikte daha elverişli hâle getireceğiz.
– İstihdam
Anayasal hak olan çalışma hakkını kullanmak isteyen yurttaşlarımızın taleplerini karşılayacak çok yönlü istihdam biçimlerine ağırlık vererek esnek çalışma usulünü sömürüye yol açmayacak şekilde yapılandıracağız.
Güvenceli istihdamı kural, esnek çalışmayı istisna olarak kabul edeceğiz. Ucuz iş gücüne karşı yaygın istihdam ve iş kanunundaki boşlukları emeğin lehine yeniden yapılandırarak emeğin karşılığı olan adil ücrete dayalı politikalar hayata geçirilecektir.
Özel çalışma büroları ve aracıların korunduğu güncel yasa lağvedilerek, emeği koruyan, kayıtlı çalışmadan taviz vermeyen ve emeğin karşılığına denk gelecek ücreti güvence altına alan yeni yasal altyapı tüm paydaşların katılımıyla oluşturulacaktır.
– Gençlik
Gençlerimizin evrensel değerleri içselleştirmiş, hoşgörülü, kendisini güncelleyen ve teknolojiyi etkin kullanan bireyler olarak sosyal ve siyasal alanda özne olmalarını istiyoruz.
Gençlik politikamız, gençlerin eşit vatandaşlık kapsamında imkânlara erişimini sağlayan, ilgi ve yeteneklerine uygun eğitim alan, sosyal ve kültürel olarak dünya vatandaşı olmalarına yönelik bir anlayışı benimser.
Gençleri siyasetin oy deposu olarak değil, her alanda ülkemize katkı sağlayan dinamik bir grup olarak görüyoruz. Bu bağlamda öncelikle gençlerin kaliteli eğitim, istihdam ve kendi yeteneklerine uygun kendilerini geliştirmelerine dönük kamusal politikalar paydaşların katılımıyla hayata geçirilecektir.
– Kadın
Kadın politikalarımızı, kadının siyasal ve sosyal alana etkin katılımını esas alarak; istihdamda eşit yer alabildiği ve en önemlisi kadına karşı şiddetin sıfırlandığı bir modeli, yine kadınların katılımıyla yapılandıracağız.
Partimiz, kamu çalışanlarında ve yetkili makamlarında nitelikleri uygun olmak koşuluyla yüzde elli kadın kotası uygular. Bu amaçla kamu çalışanlarının yüzde ellisi kadın oluncaya kadar işe alımlarda kadınlara pozitif ayrımcılık uygulanacaktır.
Partimiz çoğulcu demokrasi, toplumsal cinsiyet, karar süreçlerine katılım gibi konularda; ulusal ve sosyal medya araçları da dâhil olmak üzere tüm eğitim ve bilgilendirme araçlarını kullanarak toplumu sürekli bilinçlendirir ve günceller.
Kadın cinayetlerinin en önemli sebebinin aile içinde tekrarlanan şiddet olduğu ortaya konmuştur. Bu durumda çözümün en önemli ayağı tekrarlanan şiddeti engellemektir.
Aile içi şiddet mağdurlarının gerektiği gibi korunamadığı, uygulayıcılar tarafından mevzuatın tam olarak uygulanamadığı en çok şikâyet edilen hususlardır.
Mevzuatta yapılacak değişikliklere ek olarak aile içi şiddete müdahale eden personel uzmanlaşmış ve bu konuda eğitimli kişilerden seçilecektir.
Şiddetin önlenmesi için proaktif yaklaşımla kolluk güçleri ve adli mekanizmalar etkin ve zamanında işletilecektir.
Kentleri ve kırsal yerleşmeleri yalnızca toplumun sosyal, kültürel, ekonomik ve çevresel gelişmişliğini ve kalkınmışlığını yansıtan yerler olarak değil; aynı zamanda kalkınmanın ve gelişmenin itici güçleri olarak görüyoruz. Bilhassa kentlerin; sağlıklı ve kaliteli bir çevrede birlikte yaşama iradesinin, kültürel çeşitliliğin, sosyal adaletin, çoğulculuğun, yönetime katılımın ve demokrasinin güçlendirilmesi ve etkinleştirilmesi gereken yerler olması gerektiğine inanıyoruz.
Toplumsal bütünlüğümüzü korumak ve kaynaklarımızı daha etkin kullanmak için kentleri yık-yap sürecinin, daha çok inşaatın, daha büyük ve gösterişli yapıların ve gasp edilen rantın; dolayısıyla aynı zamanda yoksullukların ve yoksunlukların mekânları olmaktan çıkarmak gerektiğine inanıyoruz.
Kentlerimizin; doğal çevreyle iç içe, sağlıklı, tarihi dokuya ve çevreye duyarlı, yöresel ve özgün mimarinin şekillendirdiği estetik ve nitelikli yerleşmeler; kültürün ve sanatın geliştiği, farklılıkların ve çok sesliliğin zenginlik olarak görüldüğü ve sinerji oluşturduğu; yalnızca tüketimin değil, üretimin de merkezi olması için çalışacağız. Kentteki bütün kesimlerin varlığıyla oluşmuş ve bu sebeple esasen kamunun oluşturduğu katma değerden sosyal adalet ilkesi çerçevesinde kamunun daha fazla pay alması vazgeçilmez hedeflerimizdendir.
Kamu hizmetinin bedelsiz verilmesi esastır. Sosyal adalet gereği ücretlendirilmesi gerektiği durumlarda basitlik, açıklık, katlanabilirlik ve öngörülebilirlik ilkeleri gözetilecektir. Örneğin, sağlıklı ve planlı yapılaşmanın ön şartı olan yapı ruhsatı alma sürecinde vatandaştan istenen onlarca bürokratik adım, vergi, harç, ödeme veya bağışlar anılan ilkeler doğrultusunda yeniden ele alınacaktır.
Yerleşmelerde sunulan kamu hizmetlerinin kapsayıcılığı, etkinliği ve verimliliği artırılacak; yerel yönetimlerce sunulan kamu hizmetlerinin yerleşme mekânına dağılımındaki eşitlik ve sosyal-mekânsal adalet gözetilecektir. Kentlerde her toplumsal kesimin kendi gettosunu oluşturma sürecinin önüne geçilecektir.
Kentler kentlilere aittir. Kentli haklarını, temel ve evrensel insan haklarının kentlere yansıtılması olarak ele alıyor ve insan onuruna yakışır bir hayatın vazgeçilmez unsurları olarak değerlendiriyoruz.
Doğal çevrenin korunması ve canlandırılması, bölgesel ve mekânsal planlama, kentlerin, kırsal yerleşmelerin ve tüm yapılı çevrenin geliştirilmesi konusunda Avrupa Birliği program ve ağları başta olmak üzere uluslararası işbirliği desteklenecektir.
Her kentin, her ilçenin, her kasabanın kendine özgü bir mimari kimliği, estetik bir karakteri olmalıdır. Yapı üretenler bu kimliğe uygun şekilde seçilmiş ve lokasyona göre izin verilmiş yapılardan birini inşa etmelidir.
Kentlerimizi ve kasabalarımızı kimliğe kavuşturacağız. Bundan sonraki yapılar belirli bir kimliğe uygun olarak yapılacaktır ve bunu da belediyeler ve meslek odaları ile birlikte ilgili bakanlık halkın oyuna sunarak tespit edecektir.
Kentlerde ve kırsalda insan, hayvan ve bitki sağlığına zararlı sesler, gürültü kirliliği, ışık kirliliği, elektromanyetik dalga kirliliği gibi çağdaş kirletici ve yıpratıcılara karşı önlemler alınacak; denetlenecek ve güvenli eşik değerlerinde tutulacaktır.
Partimizin dış politika ilkeleri ve bölgesel düzeydeki yaklaşımları şu şekilde olacaktır:
-
Barışçıl dış politika araçlarını çeşitlendirmek ve güçlendirmek;
-
Çok taraflı diplomasiye öncelik vermek;
-
Uluslararası hukuka, evrensel insan haklarına ve toplumsal meşruiyete dayanan dış politika;
-
Sorunların ve krizlerin diplomasi yoluyla barışçı şekilde çözümüne öncelik veren dış politika;
-
Türkiye’nin taraf olduğu BM Şartı, İnsan Hakları Evrensel Bildirisi ve taraf olunan uluslararası anlaşmalar ve sözleşmelere bağlı kalmak;
-
Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyelik sürecinin yeniden canlandırılması ve tam üyelik için gerekli işbirliğinin sağlanması;
-
Komşu ülkelerin iç işlerine karışmama ilkesi. Bu çerçevede komşu ülkelerin toprak bütünlüğü ve egemenliğine saygı, aynı zamanda bölgesel istikrarı genişletici olacak şekilde mevcut sorunların barışçıl çözümüne yönelik yapıcı, dengeli ve tüm etnik ve dini grupların ortak çıkarını gözeten diplomasiye öncelik verilecektir.
-
Topluma ve halka hesap verebilir, şeffaf ve katılımcı dış politika ilkesini hayata geçirmek;
-
Gizli diplomasi yerine açık, şeffaf ve ilkeli dış politika yürütmek;
-
Referansını Anadolu’da harmanlanmış tarihinden, kültüründen, coğrafyasından, toplumsal yapısından, halklarından, dillerinden ve inancından alan milli dış politika ilkesine öncelik vermek;
-
Ülkesel ve bölgesel refahın artırılmasına öncelik veren bir vizyonla dış politikamıza yön vermek;
-
Aktif barış ve işbirliği siyasetini hızla değişen dünyada uluslararası ilişkilerde temel ilke olarak benimsemek.
Değişken ve dinamik uluslararası düzen, Türkiye dâhil bütün ülkeler için tehditler ve fırsatlar anlamına gelmektedir. Türkiye’nin öncelikle ciddi riskler içeren mevcut dış politika zihniyetini terk etmesi ve yenilemesi gerekmektedir.
Günübirlik tepkisel kararlar ve zayıf analizlere dayanan, sürekli yön değiştiren ve zikzaklar yapan dış politika yerine, stratejik öncelikleri iyi tanımlanmış, iç tutarlılığa sahip, bütünleşik bir yaklaşım dış politikanın ana ekseni olmalıdır. Dış politika, ulusal çıkarlar temelinde ve evrensel değerler gözetilerek yürütülmelidir.
Dışişleri Bakanlığı’nda kurumsal yapının güçlendirilmesi ve uzmanlık kalitesinin artırılmasını hedefleyen bir yeniden yapılandırma dış politikada başarı için önkoşuldur.
Dış politika sınırlardan dışarıya adım atmakla başlar. Türkiye’nin yakın çevresini oluşturan Balkanlar, Karadeniz havzası, Kafkasya ve Ortadoğu’nun en belirgin özelliği, savaşların ve istikrarsızlığın en şiddetli yaşandığı dünya coğrafyası olmasıdır.
Bölgemizde devam eden savaşlara son verilmeli, pek çok yerde savaşa dönüşme riski taşıyan anlaşmazlıklar müzakere yoluyla çözülerek sıcak çatışmaların önü kesilmelidir.
Türkiye’nin Sesi Partisi’nin bölge siyaseti üç temel hedef üzerine kuruludur:
-
Tüm bölge ülkelerine yönelik yakın işbirliği ve aktif barış siyaseti izlenecektir.
-
Bölgede devam eden savaşlara son verilmesi ve yeni savaşlara neden olabilecek anlaşmazlıkların müzakere yoluyla çözülmesi sağlanacaktır.
-
Ortadoğu’nun nükleer silahlardan arındırılmış bölge olması politikası izlenecektir.
Türkiye’nin geleceğini her koşulda Avrupa ve Avrupa değerleri içinde görüyoruz. Hedefimiz Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliğidir. Günümüz koşullarında Türkiye’nin AB üyelik sürecinde, yeni fasılların açılıp kapanmasından öte dikkate alınması gereken önemli konular vardır:
-
Türkiye öncelikle temel hak ve özgürlükler üzerine inşa edilmiş hukuk devletinin ve demokrasinin tüm gerekleriyle işlediği bir ülke olmalıdır. Bu, bizim en temel talebimizdir ve Türkiye’nin AB üyeliğine endeksli değildir.
-
Türkiye, nasıl bir Avrupa Birliği vizyonunu tercih ettiğini kendi içinde tartışarak belirlemelidir.
ABD–Türkiye ilişkileri ise açık ve samimi bir diyalog sonunda yeni bir kavramsal çerçeveye oturtulmalıdır. İlişkilerin sağlam bir zemine kavuşmasını sağlayacak bu yaklaşım, tüm tarafların çıkarlarına uygun ve yararlı olacaktır.
Küresel Gelişmeler, Küresel Isınma ve Yoksulluk
İnsanlık küresel ısınma ve küreselleşme gibi yeni ve dev sorunlarla karşı karşıya bulunmaktadır. Ülkelerin tek başına bu sorunların hiçbirinin üstesinden gelebilmesi mümkün değildir. Küresel gelişmeler, bütün ülkeleri tarihte hiç olmadığı kadar yoğun ve çok yönlü bir işbirliğine zorluyor. Ülkemiz de bu işbirliklerini önemsemektedir.
İnsanların aşırı ölçüde fosil yakıt kullanması ve diğer faaliyetleri sonucu atmosfere bırakılan sera gazları dünyanın sıcaklığını yükseltiyor. Buzullar eriyor, deniz seviyesi yükseliyor. Kuraklık, sel, kasırga, yüksek sıcaklık gibi aşırı meteorolojik olaylar artıyor.
“İnsan doğanın efendisi değil bir parçasıdır.”
Türkiye’nin Sesi Partisi olarak tüm politikalarımızı doğa ve insanın bir bütün olmasından hareketle ekolojik dengenin korunması için gerekli önlemleri alacak ve Avrupa Birliği politikaları ile uyumlu hâle getireceğiz. Enerji arz güvenliğini temin edebilmek ve tüketicilere daha ucuz ve kaliteli kesintisiz hizmet sunabilmek için yenilenebilir enerji kaynaklarının payı artırılacaktır.
Hem ülkeler arasında hem ülkeler içinde değişik kesimler arasında eşitsizlikler şiddetleniyor ve küresel adaletsizlik artıyor. Bunun sonucu olarak küresel yoksulluk ve savaşlar göçleri tetiklemeyi sürdürüyor.
Türkiye’nin Sesi Partisi küresel sorunların çözümü için kapsamlı uluslararası işbirliği yapılmasını önemser ve gerekli görür.
Göç ve Göçmen Politikası
Son yıllarda yaşanan iç savaşlar ve bölgesel çatışmalar, uluslararası göç hareketlerinin artmasına yol açmıştır. Eskiden ekonomik, eğitim veya turistik nedenlerle yaşanan bireysel göçler günümüzde yerini kitlesel zorunlu göçlere bırakmıştır. Göç hem göç eden hem de göçü alan ülkeler açısından hayatın her alanını etkileyen değişimleri, işbirliklerini veya çatışmaları da beraberinde getirmektedir.
Türkiye hâlihazırda dünyada en fazla sayıda yerinden zorla edilmiş göçmene ev sahipliği yapmaktadır. İnsanlık, Soğuk Savaş sonrası dönemde Ortadoğu, Asya ve Afrika merkezli çatışmalardan kaynaklı göçlere tanıklık etmiştir. Ancak Rusya-Ukrayna savaşı ile birlikte yaşanan kitlesel göçler, göçün artık tüm kıtaları ve ulusları etkileyen bir insanlık krizi olduğu gerçeğini ortaya koymuştur.
Göç, göçmenler, sığınmacılar gibi statüleri farklı kavramlarla adlandırılsa da Partimizin göçmen politikası mağdurun kimliğine, dinine, diline veya rengine bakmaksızın insan onuruna uygun insani, ahlaki, medeni ve hukuki yaklaşım ilkesini kabul etmektedir.
Türkiye, tarihsel ve toplumsal birikimiyle Osmanlı’dan gelen bir göç yönetim hafızasına sahiptir. Ancak son yıllarda izlenen ikircikli ve bazen de siyasi bir araç hâline dönüştürülen göç politikasının; siyasi, kurumsal, hukuki, toplumsal ve ekonomik düzlemde yönetilemediğine tanık olunmaktadır.
Göç yönetiminde kamu otoritesinin yanında BM kuruluşları ve ulusal kuruluşlarla işbirliğinin önemli olduğuna inanmaktayız. Türkiye’nin millî menfaatleri ve göçmenlerin çıkarlarını gözeten yeni göç politikalarının oluşturulmasını önemsemekteyiz.
Bu kapsamda göçün stratejik yönetimi ilkesi doğrultusunda; göçmenlerin insanca yaşama, zorla geri gönderilmeme, kamusal servis ve imkânlardan mevzuata ve uluslararası sorumluluklara uygun olarak yararlanma haklarına bağlı olduğumuzu ifade ederiz. Göçmenlerin kendi vatanlarına gönüllü geri dönüşlerini sağlamak için çatışmaya taraf tüm aktörlerle, uluslararası kurum ve kuruluşlarla diplomatik süreçlere öncelik verilmesi gerekmektedir.
Öte yandan göçmenlerin sosyal, toplumsal, ekonomik ve kültürel entegrasyonu ve uyumu önceliklendirilmelidir. Kamu kuruluşları, sivil toplum örgütleri, meslek grupları, siyasi parti temsilcileri ve ilgili aktörlerle birlikte göçmenlerin topluma ve ülkeye yararlı bireyler olmasını sağlayacak politikaların üretilmesi için ortak çalışmalara Partimiz öncülük edecektir.
Orta ve uzun vadeli politikalarla bir yandan göçmenlerin gönüllü geri dönüşünü teşvik etmek, ihtiyaç duyulan barış ve istikrar ortamını oluşturmak; diğer yandan göçmenlerin topluma uyumunu güçlendirmek öncelikli politikalarımız arasında yer alacaktır.
Dünya genelinde insanların adil bölüşümden uzak bir şekilde yoksulluk ve sömürü düzeninde yaşaması, insan olmaktan gelen haklarını kullanmasına engeldir.
Bilim ve teknolojideki gelişmeler, insan emeğini değersizleştirerek üretimden aldığı payı azaltmaktadır.
Türkiye’nin Sesi Partisi, kuralları ve denetimi olmayan serbest piyasanın adil bölüşüme engel olduğunu ifade etmektedir.
Türkiye’nin Sesi Partisi olarak ekonomik politikaları ve kamudaki yansımalarını sosyal refahı önceleyerek hayata geçireceğiz. Tek başına ekonomik büyüme rakamlarının sosyal refahı artırmadığını biliyor, büyüme deneyimlerine bakıldığında aksine sosyal refahı azaltan bir güce sahip olduğunu görüyoruz.
Yoksulluk ile mücadelemiz sadece insani desteklerin vatandaşa sunulmasından ziyade, etkin bir istihdam ve üretim programına dayalı olacaktır.
Derin yoksulluğa karşı derin bir mücadele yürütürken planlamaları günübirlik ihtiyaçlar yerine orta ve uzun vadede işleyen bir model üzerine kuracağız.
Devlet, piyasa içerisinde karşı karşıya gelen emek ve sermayenin uzlaşmasını refaha dönüştürecek araçlarla gerçekleştirmeli; sermayenin kontrolsüz büyümesine yol açacak popülist politikalardan kaçınmalıdır.
Dezavantajlı gruplar başta olmak üzere toplumun her ferdinin insanca yaşamasına yetecek oranda pay almasını sağlamak devletin asli görevidir; dolayısıyla üretim sürecinde yer almasına bağlı olmaksızın toplumda üretilen refahtan ve millî servetten tüm toplum bireyleri pay sahibidir. Her vatandaş insanca yaşama hakkına sahiptir.
Sözleşme, mülkiyet ve miras hakları vatandaşın özgürce kullanabileceği haklardır. Ancak bu haklar sınırsız değildir; topluma ve çevreye zarar vererek kullanılamaz. Devlet, servetin üretim sürecine dâhil olmadan belli gruplar arasında el değiştirerek bir güç aracı olarak kullanılmasına engel olmalıdır.
Sosyal refahın artması, devletin vatandaşa karşı anayasal sorumluluklarını kusursuz yerine getirmesiyle mümkündür.
Vergi politikaları, kazanç ve malvarlığı üzerinden adil bir şekilde yapılandırılmalı; düşük gelirli vatandaşlar ile esnafın geliri doğrultusunda vergilendirilmesi sağlanmalıdır.
Devletin öncelikli ve kamusal görevi olan eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerinin hizmet alımı yoluyla gerçekleştirilmesi, bu hizmetlerin kamusal karakterine aykırıdır. Kamusal hizmet, kamusal faydayı ve eşit istifadeyi gözetmelidir.
Sonuç olarak Türkiye’nin Sesi Partisi ekonomik büyüme kadar adil paylaşımı önemser. Bağımsız yargı, hukuki güvence ve güçlü ekonomiyi aynı önemde görür. Ekonomi alanında ülkemizin ihtiyaçları ve kaynakları doğrultusunda; üretken, teknolojiyi ve tüm sektörlerdeki gelişmeleri takip eden, güncelliği koruyan ve en önemlisi sosyal adaleti önceleyen bir politikayı benimser.
Türkiye’nin Sesi Partisi olarak mülkiyet hakkı ve serbest girişimde bulunma hakkı kadar sosyal adaleti kurumsallaştıran politikaların hayata geçirilmesini; çalışma barışı ve çalışma koşullarının iyileştirilmesini; rekabetin monopol piyasalara yol açmayacak şekilde düzenlenmesini; kooperatifçilik ve benzeri kuruluşların çoğalmasını ve ülkemizin kendisine her alanda yetecek kadar üretme potansiyeline sahip olduğunu ve bunu harekete geçirecek bir üretim ve tarım politikası anlayışını benimsediğimizi ifade ediyoruz.
Türkiye’nin Sesi Partisi bu doğrultuda ekonomik planlama ve politikaları hayata geçireceğini taahhüt eder.
Kürt sorununun nihai çözümü demokrasi ve özgürlüklerde saklıdır. Gönüllü beraberliği ve birlikte yaşamı sağlamanın en kalıcı yolu ve 21. yüzyılda Türkiye için mümkün olan tek yolu budur. Tüm kurallarıyla işleyen demokratik hukuk devleti, demokratik hak ve özgürlüklerin engel tanımadan uygulanması ve eşit yurttaşlık; Kürt sorununun çözümünün boyutlarını oluşturmaktadır.
Türkiye’nin kendi bölgesinde sahip olması gereken jeopolitik etkinliğe ulaşabilmesi ve nihayet Avrupa’yla bütünleşmeyi başarabilmesi de Kürt sorununu barış ve gönüllü beraberlik temelinde çözebilmesine bağlıdır. Kürt sorununun çözümü, dayanışmayı ve iç barışı güçlendirecektir. Ekonomik gelişmenin önünü açan ve hızlandıran etkin bir katalizör olacaktır. Ama en önemlisi, Türkiye’nin bütünlüğünün korunmasına ve uygarlık yolunda ilerlemesine eşsiz katkı yapacaktır.
Türkiye’nin Sesi Partisi olarak ülkemizin en temel sorunlarından olan Kürt meselesini, tüm paydaşların katılımıyla, uzun tarihsel bir sürecin ürünü olduğu bilinciyle, sosyolojisinden koparmadan, eşit yurttaşlık temelinde demokratik hak ve özgürlüklerin sağlanmasıyla çözeceğimizi beyan ediyoruz.